...Hazan Makamı...

...Hazan Makamı...
Şüphesiz şiirin bir kısmında hikmet vardır.

...Fikir Sancısı...

...Fikir Sancısı...
Duyun bir yerlerde biri sözlerle vurulmuş.

...Tavan Arası...

...Tavan Arası...
Yolu Dünyadan Geçen Her Kelimenin Mekanı.

...Kitaba Dair...

...Kitaba Dair...
Okumalarımdan Arda Kalan ve Kitaplara Dair Her Şey.

Oyunbozan

30 Mayıs 2010 Pazar


OYUNBOZAN

Danışıklı dövüşlerin ortasında durmak,
Ağlamak isterken gülmeye mahkum olmak.
Değişmeyecek dünyam ben yanılgıların ortasındayım.
Barışmayacağım hayat seninle,dirsek temasını bozmayalım.
Ciddiyetime aldırma ben çocuk oyunlarıyla solmuşum.
Küçük insanların devasa gölgelerinde boğulmuşum.
Susturun artık şu yalancı sevgilerinizin yaygarasını,
Susturun şu fonda çalıp duran koyu hüznü.
Acıtıyor artık aldığım her nefes,
Durdurun dönme dolapları,
Sevmiyorum oyuncakları.
İndirin beni dünyadan,
Oyunbozan olmak istiyorum.

....

K.Saat



Firar

27 Mayıs 2010 Perşembe


FİRAR

Aklıma koydum bir delilik yapacağım.
Yorgun bir tendeki benden kaçacağım.

Ağırlık bana, bir yanılgıdan arta kalan yüreğim
Ne çok ses ediyor, cebimdeki can kırıklarım.

Koşar adım kaçıyorum işte kendimden,
Canım yanıyor, gölgeme basınca telaşımdan.

Duraksıyorum aniden, ben oluyorum yeniden.
Yana yakıla eyvahlar yağıyor işte göklerden.

Kim kapattı ışıkları, susturun şu karanlıkları
Kurtarmak istiyorum benden, sancıtan gölgeleri.

Firariyim ben anlasa, gölgemde durmasa yoluma.
Yakalandım işte kalbime, durdu yine karşıma.

Efsun olmalı bu duraklayış, efsun bulaştı işte ellerime.
Çözüyorum ellerini,hadi ,neden gitmiyorsun kendine.

Konuşursan diyorum, bu kara büyü bozulacak,
Susma,susuyor yine, mezardaki ölü gibi susacak.

Kendimden kaçıyorum ben,istersen sen bu tende kal,
Bıraktım kalbimi,bıraktım merhametimi,hoşça kal.

Ve bırakıyorum artık ayağıma dolanan sadakatimi,
Yangınlar çıkaran kelemimi,düş yazan cümlelerimi.

Çile var benim yolumda, durmadan hep kaçmak var,
Belki de sonunda ibrahimi bir ateşle yanmak var.

Bak gözlerime şimdi, kör oluncaya dek ağlamak var
Kendimden kaçıyorum ben,sonunda firari bir kimlikle yaşamak var.

...

K.Saat

İhanetin Bedeli

24 Mayıs 2010 Pazartesi


İHANETİN BEDELİ

Sitemler biriktir satır aralarının gölgesinde.
İhanetini unutup beddualar yağdır zalimce.
Bir beşerin ihanetine kahrolabiliyorsan günlerce.
Rabbe ihanetin bedelini çok hafif ödüyoruz bence.

...

K.Saat


Mevsim Çiçeği



MEVSİM ÇİÇEĞİ

Bir gün dalından koparırlar,
Kurursun.
Ve adın sadece mevsim çiçeği olur,
Ölürsün.


...

K.Saat

Zaman/sız

21 Mayıs 2010 Cuma



ZAMAN/SIZ

Gelmeyecek vakitler vardır,
Gelse de getirmeyecekleri.
Her an kaybedişteyken insan,
Bu umursamaz tavır neden?

K.Saat



İç Ses/im

16 Mayıs 2010 Pazar



 

İÇ SES/İM
 
Ben hayallerin katiliyim,
Rüyanı zehir etmeye geldim.
 
Sanmaki senden daha zalimim,
Gaflet uykunu bölmeye geldim.

Ben susturduğun iç sesinim,
Seni rahatsız etmeye geldim.
 
...

K.Saat

Zor Soru/n



ZOR SORU/N

Çilesini çekmeye üşendiğin bir davanın, 
Mükafatına mı talipsin?

Batılla aldığın bir arpa boyu yolun,
Hakka çıkacağını mı sanmaktasın? 

Samimiyeti bozuk senin terazinin,
Açık konuş hadi, hangi taraftasın?

...

K.Saat



Hamakat

15 Mayıs 2010 Cumartesi



Marifetimizi geçti hamakatimiz ,
Karun'a boşuna meydan okuyoruz. 
Biz bu dünyanın sahibi değiliz,
Başkasının mülküne bekçilik ediyoruz.

...

K.Saat

Ceride-i Hadis ÇIKTI

CERİDE-İ HADİS ÇIKTI

20 Nisan 2009 Tarihinde bir ilke imzamızı atarak Ceride-i Hadis gazetemizi bu yıl bambaşka nazarlarla profesyonel emeklerle yeniden yayına hazırladık. Her sayfası ehli kimseler tarafından göz nuru olarak işlenmiştir. Yapılan tüm bu emeklerde Allah’ın rızası gözetilmektedir. Gazetemiz geçen yıl olduğu gibi bu yılda tüm kardeşlerimiz yararlanabilsin diye Ücretsiz olarak dağıtılmaktadır. Kutlu Doğuma Özel olarak hazırlanan ve kaynağı tamamen Hz. Peygamber olan bu çalışmamız önce Allah’ın Resulüne sonrada Onun ümmetine armağan olsun.Bizler gönüllü gençler olarak çıktığımız bu ulvi yolda tek amacımız sevgi, barış, şefkat, huzur, mutluluk ve kurtuluş kokan hayatın içinden Ahiret bilinciyle söylenmiş kutsi hadisleri (sünnetleri) uygulamaları gönüllere, hayatlara sunabilmektir.

Tüm çabalarımız ve amacımız tüm insanlığa ulaşması gerektiğine inandığımız ve kaynağı sevgili Peygamber olan bu mektubu(gazeteyi) ulaştırabilmektir. Gönül hoşnutluğumuz çıktığımız bu mukaddes yolda tamamen Allah’ın ve Resulünün rızasına mahzar olabilmektir. Bizler hayatı paylaşmayı ondan öğrendik. Sadakatle tam bir teslimiyetle hayatın içinden birer fert olduk ve dedik ki; “Hizmetle mükellefiz. Neticeleri ve muvaffakıyet, Cenâb-ı Hakka aittir.”

İşte tüm bunlara rağmen bizler bir ekip olduk giderekte geniş halkalar olmayı amaçladık ve Allah Resulünün kokusunu gönüllerde hissettirmeye çalışmak için yola çıktık. Önce çevremizden başlayarak sonra da dünyanın kokusunu değiştirmeye niyet ettik. Bu uğurda bizleri yalnız bırakmayan dostlarımıza teşekkür ederiz. Bu yolda yürüyen seyyahlardan Allah c.c. razı olsun inşallah. Her şey onun rızası ile gül olsun, söz olsun, öz olsun.
Ne Gibi Çalışmalar Yapıldı?

Sanal ortamda yayılan ve süratle yığılan bilgi kirliliğini önleyebilmek amaçlandı bunun için bir hadis otomasyon sistemi kuruldu.

Sahih Kaynaklardan anlaşılırlığı kolay fıkıhsal sualler oluşumu engellenecek şekilde hadisler belirlendi.

Ana başlıklar altında kaynak kitaplardan alınan hadis verileri tüm işlemler bittikten sonra sisteme aktarılarak faaliyet oluşturuldu.

Belirlenen hadislerin Sayfa, Ravi, Hadis Kodu, Kaynak Adı, not edilmek sureti ile kayıt edildi.

Otomasyona girişi yapılan hadis verilerin çıktıları alınarak ciltlenme işlemi tamamlandı.

Ciltlenme işlemi gerçekleşen hadisler arasında yayına girmesi gerek Hadis-i Şeriflerin kendi Alan kategorilerinde elemeleri yapıldı.

Elemeleri yapılan hadisler üzerinde kompozisyonlar oluşturularak hadislere indeksli profesyonel fotoğraf ve stüdyo çekimleri tamamlandı.

Tanıtım Fragmanları hazırlandı, Slâyt, Kartelâ çalışmaları yapıldı. Kitap yayın evleri ile konuşulup temin noktaları oluşturuldu.

Marmara Üniversitesi Emekli “Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr Nedim URHAN” ile Hadis Dersleri tadında sohbet ve Röportaj yapıldı.

İlahiyat Köşe Yazarı “Emre KARAYUMAK” kardeşimiz Hadislerin anlam ve önemini anlatan köşe yazısını derledi.

Tüm emek veren dost kardeşlerimizin rızaları doğrultusunda kendilerinden bizlere bahsetmeleri ve kardeşlerimizi tanımamız amacı ile başvuru forum bilgileri alınmıştır. Hizmetimiz sadece sanal ortamları kapsamamalıdır. Yapılan iş ve verilen emek karşılığını eminiz ki Allah c.c. katında alacaktır. Tam bir inanç ihlâsıyla çıktığımız bu yolda hiç şüphesiz teslimiyetimiz olmalıdır.

Bizler birlikteliği, kardeşliği, dayanışmayı, hoşgörüyü, ümit etmeyi, dünya ve Ahiret bilinci ile bilinçlenmeyi hayatı ve ahreti onun Resulün önderliğinde öğrendik ve o bize ne verdi ise onu paylaşabilmeyi arzu ettik Rahman’ın ve kullarının rızasında.

Fii Emanillah
Selam ve dua ile

Gazete Temin Noktalarımız:
- İnkilab Basım Yayın LTD. ŞTİ. - Fevzi paşa Caddesi, Şehit Kubilay Sokak No: 6/A Fatih-İstanbul Tel:0 (212) 521 57 76

- Eyüp Sultan Kitabevi – Kalender hane CD. No:23/B (Eyüp Sultan Camii karşısı) Eyüp-İSTANBUL Tel:0 (212) 417 21 97

Önemli Not: (Şehir içi/Şehir dışı) Farklı Şehir ve Ülkelerden istekte bulunan okuyucularımız sadece kargo masrafını karşılamak sureti ile istediği kadar talepte bulunabilir. Bunun için yapılması gereken tek şey aşağıda belirlenen web adreslerine tıklanmasıdır.


Muhammet KUTSAL


Emeklerinden dolayı bu güzel çalışmaya öncülük eden Muhammet KUTSAL ve emeği geçen tüm kardeşlerimden Allah razı olsun inşaAllah.



 

İtiraf

14 Mayıs 2010 Cuma



Kırk parça olmuş hatırın bende,
Suçlu aramayalım boşuna,
Evim kristaldendi benim,
Yağacak taşları hesap edemedim...

...

K.Saat

Resim


RESİM

Dünyayı güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey,
Tüm yanılgılar alt üst olacak, tüm ahlar vahlar tarihe karışacak,
Hayata biraz mavi umutlar, biraz da pembe düşler sarılacak
Tüm çocuk yürekler ve masum insanlar beyaz taçlar takacak
İşte ressam yeni renklerle düşler kuracak ,
Elinde fırça her darbede farklı bir anlam doğacak,
Her renk cümbüşünde her duygu ben varım diye haykıracak,
İşte bu eşsiz eser bir insanı sevmekle başlayacak…
Önce yeşil doğacak,
Önce güven can bulacak,kalp her zaman hissetsin diye,
Sonra kırmızı… gül tutan ellere, her daim mutlu olsunlar diye.
Biraz da sarı olmalı,
Azıcıkta hüzün kokmalı hava,
Özlemin rengi olmalı, sarı güller gidenlerin arkasından demet demet açmalı.
Yaşama biraz da mor benekler koymalı,
Kaçışan kelebekler gibi ihtişamın saltanatı hep çok kısa olmalı.
En güzeli de mavi olmalı,
Gökyüzü maviye ,deniz maviye boyanmalı,
İnsanlar düşlerine mavi kurdelalar takmalı.
Sonsuz olmalı umutlar, mavi arşa kadar olmalı….
Huzur ve denizin dinginliği yürekleri sandal gibi su üstünde tutmalı.
Biraz da pembe çiçekler açmalı, neşe saçmalı…
Tuval de pembe birazcık fazla , sevgi hayatta her daim olmalı.
En güzeli asaletin simgesi siyah tuale damgasını vurmalı,
En duygusal yanım siyah doğmalı,
Gecenin rengi de mutluluğum gibi siyah olmalı.
Hayat hızlıca akıyor diye kökler kahverengi tutunmalı,
Gittikçe yaşlanan bir hayatta,
Güven çiçek açtıkça kaybolan ömür kahve kokuları saçmalı,
Ve en sonunda beyaz,
Tarifi var mı sevdanın,
Tarifi var mı bereketin,
Tarifi var mı duru ve temiz yüreğin,
Tarifi var mı son bulacak zamanın,
Rengi olmalı gelinliğin,
Rengi olmalı vuslatın,
En sonunda bir gelin olmalı,
Ve Yaratan dünyada bir düğün alayı kurmuş olmalı,
İşte o zaman vuslat renklerin arasında en güzel renge ulaşmalı.

K.Saat



Talip!

12 Mayıs 2010 Çarşamba


İçtiği şerbet aşkın çeşmesinden olmayan!
Sen Mevlana olmaya talip değilken,
Ben Şems olsam ne çıkar.

...

K.Saat

Kepazelik var kepaze olan yok

KEPAZELİK VAR KEPAZE OLAN YOK

           Gazeteleri didik didik okuyan insanlar bilir,gazetelerin kuytularında,üçüncü sayfa haberi dediğimiz haberler son zamanlarda öylesine tüyler ürpertici ki her haberde gözlerim fal taşı gibi açılıyor ibretle.Bu haberler belki bir çokları için anlık "ahhh,vahhh,vay bee" tepkileri ile karşılanarak geçiştirilse de nasıl bir hale geldiğimizin ayak izlerini taşıyor.Bu tip haberlere alışan insanlar artık şaşkınlıklarını yitirdi, her şeye hazırlıklı ama duyarsız varlıklar haline geldik fakat bunların yanı sıra duyarsızlığımızı bir umursama dürtüsüyle harekete geçiren bir konu daha var, 'SKANDAL' .Manşetlerden çarşaf çarşaf verilen nitelikli haber niteliğindeki bu haberler uyuyan insanlığımıza göz kırpsa da uyandırmaya yetmiyor maalesef, rüyanın etkisi ile olsa gerek saçma yorumların, açıklamaların serinliğinde uyumaya devam ediyoruz.
         
         SKANDAL kelimesi Fransızca kökenli bir kelime olup " tökezlemek, engel teşkil etmek" anlamlarına geliyormuş, batı toplumlarında ise bu kelime dini duyarlılığında etkisi ile halkın vicdanını rencide eden olayların ortaya çıkmasına deniyormuş.Dini duyarlılık denilince hassasiyetimizin olduğu, aklımızda yer eden önceliklerimizin önüne geçmeli.Yaşadığımız son SKANDAL'ımız hayırlı uğurlu olmak üzeremidir bilinmez ama durumun vahameti gerçekten düşündürücü.

         Siyaset tarihimizin derinliklerini teşkil etmek için dibe dibe giden bir partinin şanlı tarihini bir SKANDAL ile noktalaması gerçekten üzücü.Buraya kadar her şey normal gibi görünüyor değil mi, kimileri üzüldü kimileri sevindi,insanlık hali ama insanlık adına ne kadar acı. Normal görünüpte anormal olan ise İsmet Özel'in deyimiyle 'Kepazelik var ama kimse kepaze olmuyor!' Gündemi takip ederken sizde de aynı düşünce oluşmuyor mu? Yazılıyor çiziliyor hatta bu eğlence konusu oluyor, hepsi normal, bilinen insan tepkileri diye düşünüyorum. Düşündüğüm diğer nokta ise kimsenin kepazelikle ilgilenmiyor oluşu, ahlak dışı bir olgunun olağan karşılanması zira bahsi geçen kişinin görevinin başına gelmesi için açlık grevi bile başlatılmış, bu da bu tip hadiselerin makul karşılanıyor olması anlamına gelmez mi, bir SKANDAL vicdanları rahatsız etmiyor ve hayat, daha doğrusu menfaat ilişkileri devam ediyor.

          Müslüman bir toplumda böyle bir hadise yüz kızartacağı yerde, bu bir komplo yaygarası yapılıyorsa, hangi çukurda olduğumuzu görmek için etrafımıza şöyle bir bakalım.Bu tip hadiselere öylesine alışmışız ki ağlanacak halimize gülüyoruz. Menfaat hesabı yapma gibi bir problemim olmadığı için ahlakın bu denli yerlere serilmesine üzüldüm ancak. Bu geminin nereye gittiğini gerçekten merak ediyorum, zira açılan her yara bütün geminin batışıyla sonuçlanacak ve dibe giden bir gemide menfaat hesabı yapanları anlamakta zorlanıyorum, yoksa bu gemi Nuh'un gemisi değilde biz batıyor muyuz?

          Umutsuz değilim yinede, uyuşmuş vicdanlarımızın gereken tepkiyi verebilecekleri sağlıklı günlerin geleceğine inanıyorum.Yine ağırlık müslümanların omuzlarına yükleniyor, bozuk terazinin kefelerini dengelemek dualara ve ahlaki duyarlılığımıza düşüyor.

Allah'ın Rahmeti üzerimize olsun...

K.Saat

Meleklerden Bile Üstünsün

11 Mayıs 2010 Salı



Kalbin delik deşik.Her şey seni yaralayabiliyor.Ne kadar naziksin ne kadar kırılgan.Çünkü insansın.

Ağlıyorsun. Yorgunsun.Yaşamaktan yorgunsun.En çok gönül yorgunusun.Yaşadıkların kalbinin tabanında birikti.Belki çok şey yaşamadın.Ama çok ağır şeyler geçti başından.Kalbini deliyor sanki yaşadıkların.Ağlıyorsun.Kalbini yıkıyorsun.Biraz olsun gevşiyorsun.

Ölüm meleği şu an gelse itiraz etmeyeceksin.Dünyanın içindesin.Ama dünyadan soğumuşsun.Gitmek istiyorsun.Ağlıyorsun.Neye mi? Her şeye.Her şey üstüne üstüne geliyor sanki.Çaresizsin.Boşluktasın.Hayattasın ama hayatta olduğunu hissedemiyorsun.

Dur! Ağladığın için zayıf olduğunu mu söylüyorsun? Sakın söyleme bunu.Lütfen söyleme.Hadi geri al sözünü.Çünkü insansın.İşte bu yüzden meleklerden üstünsün.Çünkü melekler gözyaşı dökemez.Çünkü meleklerin kalbi delik deşik olamaz.Çünkü melekler gönül yorgunluğu nedir bilemez.

Ağlayan insanlara üzülmüyorum biliyor musun? Ağlayan bir insan gördüğümde “Neden ağlıyorsun, ağlama güçlü olmalısın” demeyi çok uzun yılla önce terk ettim.Ağlayan birisini görsem gözyaşlarını silmek için bir mendil uzatmak geçer içimden.Bu bana dünyanın en kutsal davranışlarından biri gibi gelir.Çok yıllar önce, ruhumun keskin bir acıyla üşüdüğü bir anda bir arkadaşımın bana sarılıp cebindeki mendili gözyaşlarımı silmek için verdiği gibi.O mendil kağıttan değil bezdendi,gri renkliydi.Hayatta en sevdiğim şeylerden biri nedir biliyor musun? Ağlayan bir insana mendil uzatmak.Eğer sen ağlarken sana mendil uzatacak biri yoksa bu sen olmalısın.

Ağlayabiliyorsun.Ne kadar güçlüsün.Meleklerden bile üstünsün.

Mustafa Ulusoy / Yakınlık kitabından alıntı

Saklı Sitem

9 Mayıs 2010 Pazar



Hiç bilmiyorum kemale erecek mi yaşım,
Kayan bir yıldıza hala çocukça ağlayabiliyorum.
Unuttuklarımı hatırlıyorum bir bir kalbim başımda.
Kendine gel artık demesin kimse bana,
Kendimdeyim ben, tüm çocukluğumla...
Çocuk saflığıyla yine ağlayacağım işte,
Gözümden düşen bütün dostlara...

...


K.Saat







Kainatın Gözyaşları

4 Mayıs 2010 Salı


Sen hiç yıldızlarla konuştun mu!
Can kırıklarının hüznünü soludun mu!
İnsan kırılınca gök yüzüne bakmalı.
Kainatın kalbi kırılmış,
Işıldayan kainatın gözyaşları...

....

K.Saat

Surat Asmak


Belki firavunlar piramitlerini kırbaç altında inleyen kölelerin emekleriyle yükselttiler.Günümüzde olay biraz farklı.Köleler belki bende firavun olurum düşüncesiyle piramidin inşaasına gönüllü ve tebessüm ederek katılıyorlar.

Biz firavun olmayı iyi bir örnek saymadığımız için tebessüm etmiyoruz.Firavun olmak için iyi bir başlangıç yapmadığımıza da üzüldüğümüz söylenemez.Surat asmak hakkımız diyoruz ama bunu eleştiri hakkımızı elde tutabilmek için söylüyoruz.Surat asmamız Dİmyat'ta pirinç bulamadığımız veya evdeki bulgurdan olduğumuz için değil; bizi böyle bir yolculuğa sevketmek isteyenlerin gasıp olduğunu bildiğimiz içindir.Bundan böyle müslümanlığımızın herhangi bir tuzağa yem olarak konmasına, kafirlerin konforu ve tatmin yolları müslümanların da hakkıdır yollu aldatmacaya bir son verebilmek için surat asmak hakkımız demeyi seçiyoruz.

İsmet ÖZEL / SURAT ASMAK HAKKIMIZ'dan alntı.

Bitse de Ölsek!

3 Mayıs 2010 Pazartesi


BİTSE DE ÖLSEK

Bazen yorgun düşüyorum olan bitene itiraz etmekten,
Üzerime üzerime gelen koca dünyaya dur demekten.

Şu  koca aleme bir çocuk nazarıyla baksam diyorum,
İnsanların anlamsız kavgalarının ortasında kalıyorum.

Büyüdüğümü kabul edip düzeltmeye kalksam ucundan,
Atılıyorum büyük insanların çocuk oyunlarından.

Ne çocuk kalabilirim artık,o küçük masum değilim.
Ne de büyümek isterim, direnecek güçte değilim.

Hangi yana düşse yangın,arafta kaldı sol yanım...
Sussam da olmaz, sözlerim içimde kaldı, hep yarım.

Bir ömür yazılmış alnıma,sonunda cennet vaad edilen.
Sıram gelir mi bilmem iman şeytan eline düşmeden.

Her sürgün yüreğe aşina bir dua düşürsem,
Sürgündeyim yalan dünya, artık rolüm bitse de ölsem...


K.Saat




Tebessüm

1 Mayıs 2010 Cumartesi


Bir taşın çiçek açmasıydı,
Mümin bir kadının gülümsemesi.

....


K.Saat


 

2009 ·Ruz-i Ceza by Keziban Saat, Free Blogger Templates